Aşırı Kaygı Belirtileri Nelerdir? – Kaygılı Bir Genç Yetişkinin Günlük Maceraları
Evet, bendeniz İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, hayatı hep esprili görmek zorunda kalan ama bir o kadar da “Ya bu hafta sonunda neden kimse beni çağırmadı, arkadaşlarım bana dertlerini açıyor mu, iş görüşmem nasıl geçecek, acaba sevdiğim kişi benden hoşlanıyor mu?” gibi derin felsefi soruları kafasında dönüp durarak yaşamaya çalışan bir insanım. Kısacası, aşırı kaygılıyım. Her gün her şey hakkında kaygı duyuyorum. Birine mesaj atarken, cevap beklerken, kedimin mamasını bitirip bitirmediğini düşünürken bile kaygı yapabiliyorum. Zaten kaygı bana o kadar yapışmış ki, espri yaparken bile iç sesim “Abi, acaba bu şaka çok mı saçma oldu?” diyor.
Ama kaygı dedikleri şey, sadece benle sınırlı bir mesele değil. Birçok insan, hemen hemen her gün kaygı belirtileriyle baş etmek zorunda kalıyor. Ve tahmin edin ne oldu? Kaygı belirtilerinin neler olduğunu keşfetmek için yine kendi hayatımdan örnekler vereceğim. Çünkü kaygı, tam olarak böyle bir şey: Hangi arkadaş ortamına girerseniz girin, kimse bu durumu tam olarak kabul etmek istemez, ama aslında hepimizin içinde biraz kaygı var.
1. Kafayı Takmak: “Bunu Bilmiyor Olmam Gerekirdi!”
Kendinizi sürekli olarak bir şeyler hakkında düşünürken buluyor musunuz? “Neden bu konuda daha fazla bilgi sahibi değilim? Herkes nasıl bu kadar net bir şekilde düşünüyor, ben niye bu kadar kararsızım?” diye mi geçiyor aklınızdan? Evet, aşırı kaygının ilk belirtilerinden biri kesinlikle bu. Küçük şeyler hakkında endişelenmek, doğru kararları veremediğinizi düşünmek, diğerlerinin sizden daha başarılı ya da bilgili olduğunu sanmak… Her gün birilerini izlerken “Ah keşke bende o kadar özgüven olsaydı” diye iç geçirirsiniz.
Geçen gün bir arkadaşım, “Hadi gel, hep birlikte akşam yemeğine çıkalım” dedi. Tabii ki kabul ettim. Ama yemekten önce aklıma gelen ilk şey şu oldu: “O kadar fazla birikmiş işlerim var ki, akşam yemeğine gitsem kaygım nereye kadar gider?” İşte bu bir kaygı belirtisi. Sürekli işlerinizin, sorumluluklarınızın, yapılacaklar listenizin peşinden sürüklenmeniz, sizin kaygılı bir ruh haline sahip olduğunuzu gösteriyor.
İç sesim: “Yani bu kadar işin içinden nasıl çıkacaksın? Şu an dışarıda keyif yapmak yerine listeyi gözden geçirmelisin.”
Ve tabii ki, sonunda kaygıyı bastırıp yemeğe çıktım. Sonuç mu? Hafif endişeli ama bir o kadar da keyifli bir akşam. Ama bir şey de var: Kaygı, tatlı bir ses gibi kulaklarımda hep çalıyor.
2. Karar Verememe Krizi: “Bir Kere de Hızlıca Karar Verebilir Miyim?”
Herkes karar alırken hızlıca düşünür, bir yere giderken hangi yolu alacağına karar verir, akşam ne yemek isteyeceğine bakmadan anında tercih yapar… Ama ben! Benim için her şeyin mutlaka 20 tane alternatifi var. Hele bir de sosyal bir etkinlik söz konusuysa, işte o zaman işler çığrından çıkıyor. “Ne giymeliyim? Hangi ayakkabıyı seçmeliyim? Hangi renk daha güzel, yok ya, belki de o başka bir yerde giydiği için o elbise doğru tercih değil…” diye saatlerce düşünüyorum. Sonunda karar veriyorum ve ne oluyor? O kadar uzun zaman kaybediyorum ki, genellikle etkinlik bittiğinde hala karar vermekteyim!
Kaygılı bir zihin, sürekli alternatifleri analiz eder, her seçeneğin artılarını ve eksilerini tartar ve tabii ki bir karar veremez. Bu da çok yaygın bir kaygı belirtisidir.
İç sesim: “Bu kadar zaman harcayarak karar vermek, sana ne fayda sağladı? Evet, giysilerin çok şık ama hala geç kaldın!”
3. Fiziksel Belirtiler: Mide Mutsuzluğu, Terleme ve Biraz da Sinir Krizi
Aşırı kaygının fiziksel belirtileri de vardır. Ve bu belirtinin çoğu zaman insanlar farkında bile olmaz. Tüm o stresli düşünceler, bedende bir şeyler yaratır. Mideniz kasılır, terlersiniz, kalbiniz hızlı atar. “Her şeyin yolunda olduğunu hissetmiyorum” diyerek uyandığınızda, vücudunuzun verdiği bu sinyalleri anlamak önemli. Benim favorim: Terlemek. Özellikle bir sunum yapacağınızda, bir konuşma yapacağınızda ya da sadece en yakın arkadaşınıza “Bunu söylesem mi?” diye içten içe kaygılandığınızda terlemeye başlarsınız.
Ben: “Ya ben çok sık terliyorum, acaba kaygımdan mı? Ama hiç kimse bu kadar terler değil, sadece bende mi böyle?”
Özetle, kaygı fiziksel olarak da bedende iz bırakır.
4. “Her Şeyi Kötüleştirme” Yeteneği: Sonuçları Tahmin Etme
Bir diğer kaygı belirtisi de her durumu, her olayı olabilecek en kötü şekilde hayal etmek. Geçen gün, sabah uyandım ve işe gitmek için evden çıkmadan önce aklımda beliren tek düşünce şuydu: “Eğer bugün işe geç kalırsam, patronum benimle konuşmaz ve belki de işimden olacağım!” Hiçbir neden yokken bu tür düşünceler aklıma geldi. Sadece geç kalma korkusuyla günümü mahvetmeye başladım.
Kaygılı insanlar, her durumu kötüleştirerek hayal ederler. Gerçekten de bu çok yaygın bir kaygı belirtisidir. Ama bazen düşündüğüm gibi olmuyor. Biraz daha olaya farklı bir açıdan bakmaya çalışmak gerekiyor. Bazen “Bununla ilgili neden bu kadar fazla kaygı yapıyorum?” diye sorarak rahatlıyorum.
5. Sosyal Durumlardan Kaçma: “Aman Tanrım, Beni Görmesinler!”
Aşırı kaygı yaşayanlar bazen sosyal ortamlardan kaçma eğiliminde olurlar. “Sosyal anksiyete” dediğimiz şey tam olarak budur. Mesela bir arkadaş ortamına gittiğinizde, ya da bir partiye katıldığınızda, herkesin size bakacağını, bir şeyler yanlış yapacağınızı düşünmek… Bunun sonunda ise sosyal etkileşimlerden kaçma durumu ortaya çıkar.
Ben: “Ya bir de bu kadar kaygılıyken, insanların bana sürekli baktığını hayal etmek zorundayım? Yani, şimdi de bir yanlış yapacak mıyım? Geceyi nasıl kurtarırım?”
Sonuç olarak, kaygı yaşayan bir insan genellikle olaylardan kaçma eğiliminde olur. Çünkü herkesin kendisini yargıladığını düşünür.
—
Sonuç: Kaygıyı Yenmek İçin Neler Yapılabilir?
Kaygı aslında pek çok insanın yaşadığı bir durum. Önemli olan, kaygıyı anlamak ve ona uygun çözümler geliştirmektir. Kaygılı olduğumuzda, ilk olarak biraz derin nefes almak, ortamdan uzaklaşmak ve kendimize biraz alan yaratmak faydalı olabilir. Çünkü kaygıyı aşmak, farkındalıkla başlar. Düşüncelerimizin bizi ne kadar etkilediğini kabul ederek, adım adım daha sağlıklı bir yaklaşım benimseyebiliriz.
Her şeyin bir çözümü olduğunu unutmayın, kaygı hayatınızın bir parçası olabilir ama onun sizi kontrol etmesine izin vermeyin.