Taşkın Nasıl Olur? Bir Yağmurun Arkasında Kalan Anılar
Kayseri’nin o sımsıcak yaz akşamlarından biriydi. Havanın serinlemeye başladığı saatlerde, her şey birden değişti. Yağmur, ilk damlasını şehre bırakmadan önce, sanki doğa bile bir sessizlik içinde nefes alıyordu. O anda, her şeyin devinim içinde olduğunu fark ettim. Yağmurun, rüzgarın, hatta taşların bile… O an, insanın içinde bir şeylerin çırpındığını hissediyorsunuz ya, işte o anda, taşkın nasıl olur, sorusu hayatıma girdi. Çünkü bir an önce yağan yağmur, sanki kalbimdeki duyguları da sel gibi alıp götürmeye başlamıştı.
Her şey sabah başlayan yağmurla başladı. O gün okula gitmek için uyanmıştım. Kayseri’nin o toprak kokan sabahlarında, şehri geçip okula gitmek benim için rutin bir hâl almıştı. Ama o sabah, hava farklıydı. Hava o kadar griydi ki, yağmurdan önce bulutlar bile kararmış gibiydi. Birinin ya da bir şeyin aniden patladığını hissediyorsunuz, öyle bir şeydi. Kalbimde bir ağırlık vardı. Sanki yağmur sadece bana değil, içimdeki sıkıntılara da yağacaktı. Ama o an ne olduğunu tam anlayamadım.
Yağmurun İlk Damlası: Beklenmedik Bir Başlangıç
O gün okula geç kaldım, sabahın o sakinliğinde, bir de şehrin gürültüsüne karışan yağmur damlaları. İlk başta sessizdi. Hani, yağmurun gerçekten yağıp yağmadığını anlamadığınız o anlar vardır ya, işte tam öyle. Ama sonra, sanki bir patlama oldu. Birden fazla damla ardı ardına, yere çarptı. Birinin bir şeyleri başlatması gerekirmiş gibi, sanki dünya birden hayata geçmişti. İşte tam o anda, başımda bir anlık o karanlık düşünceler de sel gibi geldi. Akşam okuldan sonra çıkarken, şehrin içinden akan suyu izlemek, her şeyin ne kadar kırılgan olduğunu hatırlattı bana. O sular nasıl her şeyi alıp götürebiliyorsa, bazen insanlar da duygularını, düşüncelerini taşıyıp götürebiliyordu. Aynı yağmur gibi.
Bir gün, bir şeyin yıkılması gerekirmiş gibi… O an hissettim. İçimdeki biriken duyguların, sonunda bir taşkın halini alacağını hissettim. Ne kadar sakin olursam olayım, sonunda bir noktada bu duygular, sanki bir setin kırılması gibi patlak verecekti. Hayat, bir sel gibi akıp giderken, ben de bu akışa karşı koymaya çalışıyordum. Oysa fark etmemişim, sanki taşkın başlamış bile… Yağmur yağarken, dışarıda yürürken, her şeyin ne kadar ince bir çizgide olduğunu düşünüyordum. Bir gün duygular da böyle olup her şeyi alıp götürebilir miydi?
İçimdeki Taşkın: Birikmiş Duyguların Patlaması
Yağmur, her şeyi aldı götürdü. Giderek şiddetini artıran su, her köşe başına, her sokağa yayıldı. Şehir, yağmurun etkisiyle karmaşık bir hale gelmeye başlamıştı. Ama o an, ben dışarıda yürürken başka bir şey fark ettim. O yağmur, sadece şehri değil, içimi de etkiliyordu. Taşkın sadece dışarıda değil, içimdeydi. Sanki yıllarca birikmiş tüm hayal kırıklıklarım, korkularım, sevdiğim şeylerin kaybolmuş olması… Her şey birden patlak vermiş gibiydi. Ne kadar sakin olursam olayım, bir yerden sonra bir şeylerin kaçmasına engel olamayacağım belliydi.
Bazen, bir insanın ruhu da tıpkı bir sel gibi olur. İçinde biriken her şey, sabır denen seti aşmaya çalışır. Tıpkı yağmurun taşkına dönüşmesi gibi, duygular da sonunda her şeyin önüne geçer. Yağmur, o günü hatırlatıyordu; içimde biriken tüm o “gözyaşları”nın, her an bir taşkına dönüşme potansiyeline sahip olduğunu fark etmiştim. Kayseri’nin taş yolları, su ile dolmuştu. Ama ne kadar taş olsa da, su her zaman bir yolunu bulur, değil mi?
Bir Şehir, Bir Taşkın ve Bir Anlam
Yağmur o kadar şiddetliydi ki, şehri neredeyse yutuyordu. Okuldan eve dönerken, suyun yükseldiğini gördüm. Her yerin suya bulanmış hali, bana farklı bir şeyler hatırlatıyordu. Su, hani insanın içine işler ya, o an aynı şeyi hissediyordum. İnsanlar suyun içinde kayboluyor, ama su kaybolmuyordu. Ve işte tam o an, taşkın ne demek olduğunu düşündüm. Her şeyin bir noktada taşması gerektiğini. Yağmur, taşkınla bir metafor gibiydi. Bazen, hayatın içinde biriken duygular da bir noktada taşacak, öyle değil mi? Korkularımız, heyecanlarımız, sevgilerimiz, kırgınlıklarımız birikir ve sonunda bir delikten dışarı akarlar.
Hayatın Taşkını: Yağmurun Ardında Kalan Duygular
Ertesi sabah, şehri sarmalayan o suyun etkisi yavaşça geçmeye başlamıştı. Ancak kaybolan her şeyin, suyun içinde bir yere akıp gitmesi beni düşündürdü. O an fark ettim ki, taşkınlar bazen kötü değildir. Bazen, o taşkın sayesinde, insanlar daha sağlıklı bir şekilde duygularını dışarı atabilirler. Biriken her şeyin, bir anlık patlaması gerekir. O su nasıl taşarak her şeyi değiştirdiysa, duygular da bazen taşarak hayatı değiştirebilir. Ama önemli olan, o taşkından sonra ne kaldığıdır. İnsanlar, suların çekildiği o anı da hatırlamalıdır. O taşkın sona erdiğinde, bir şeylerin yeniden inşa edilmesi gerekir.
Şehri tekrar yürürken, kalbimdeki taşkınla birlikte, içimdeki duyguların yerli yerine oturduğunu hissettim. Her şeyin yolunda gittiği zamanlar var, ama bazen de hayat bir taşkın gibi gelir. Her şey devrilir, her şey akar, ama sonunda bir düzen kurulur. Yağmurun o seli gibi… Her şey yerine yerleşir.